ÇIRAKLIK VE MESLEK LİSELİLERİN UZUN VADELİ SİGORTA KOLLARI KAPSAMINDA SİGORTA BAŞLANGICI OLMASI YÖNÜNDE ÇÖZÜMDOSYASI:
Meslek Okulları Memleket Meselesidir; Sayın Yetkili,
1.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesiyle tanımlanan sosyal hukuk devleti ilkesi, 49. maddesiyle güvence altına alınan çalışma hakkı ve 60. maddesiyle teminat altına alınan sosyal güvenlik hakkı çerçevesinde; bu çözüm dosyası, 08 Eylül 1999 öncesinde çıraklık okullarına ve meslek liselerine devam ederek fiilen üretime katılmış, çalışmış, ekonomiye katkı sunmuş, ülkesine hizmet etmiş; ancak uzun vadeli sigorta kolları kapsamına alınmamış meslek liseli ve çıraklık okulu mezunları adına, anayasal bir sorumluluğun hatırlatılması amacıyla sunulmaktadır.
Bizler, genç yaşta kamu ve özel sektör işyerlerinde iş akdiyle çalışmış, bordrolu olarak üretime katılmış; bugün ise usta olmuş, sayısız çırak yetiştirmiş, halen üretimin içinde yer alan, sanayimizin taşıyıcı kolonlarını oluşturan emekçileriz. Özellikle otomotiv, metal işleme, makine imalatı, mobilya, savunma sanayi, enerji, bakımonarım, kalıpçılık, kaynakçılık ve elektrik-elektronik mesleklerinde yetişmiş ; yalnızca geleneksel üretim alanlarında değil, aynı zamanda günümüzün yeni mesleklerine entegre olabilen ustalar olarak üretim gücünü ayakta tutmaktayız. Bizler ağır sanayi şartlarında çalışırken; yanıcı, patlayıcı, kesici ve kimyasal maddelerin gölgesinde üretime devam ettik. Yüksek ısı, yoğun gürültü, ağır makineler ve tehlikeli prosesler arasında görev aldık. Bu koşullar altında iş kazalarına ve meslek hastalıklarına maruz kaldık; uzuv kaybı yaşayan, sakat kalan ve yaşamını yitiren arkadaşlarımız oldu. Bu aldığımız risk bile, sigorta güvencemizin tam olması için yeterlidir.
Sunulan çözüm önerileri, geçmişe dönük bir ayrıcalık değil; fiili hizmetin hukuki karşılığının tanınmasıdır. Bu düzenleme, kamu maliyesine yük değil, katkı sağlayacak; sosyal güvenlik sisteminin aktüerya dengesini güçlendirecek, mesleki eğitime olan ilgiyi artırarak ülkemizin nitelikli işgücü ihtiyacına doğrudan katkı sunacaktır.Çünkü bu konu, yalnızca geçmişin değil, geleceğin de meselesidir. Mesleki eğitimin itibarı, üretim gücünün sürdürülebilirliği, sosyal güvenlik sisteminin kapsayıcılığı ve genç kuşakların sisteme olan güveni açısından bu mesele, milli üretim, ülke meselesi; beka meselesidir. Bugün usta olmuş, savunma sanayisinden otomotive, enerji sektöründen ağır sanayiye, elektrik-elektronikten dijital üretime kadar ülkemizin stratejik üretim noktalarında görev alan bu kuşak; yalnızca geçmişin taşıyıcısı değil, geleceğin de güvencesidir.
ÇÖZÜMÜN STRATEJİK BOYUTU
Bu dosya, bir hak arayışından yansıra, milli üretim, ülke meselesi; beka meselesidir.
– Mesleki eğitime olan güvenin yeniden inşası,
– Gençlerin üretime katılımının teşviki,
– Sosyal güvenlik sisteminin kapsayıcılığı,
– Devlet-yurttaş ilişkisinin onarılması,
– Üretim kültürünün sürekliliğinin sağlanması,
– Milli üretim hafızasının korunması,
– Ülke ekonomisinin sürdürülebilirliği,
– Uluslararası standartlarla uyumun güçlendirilmesi (ILO, AB, EAfA),
– Toplumsal adaletin kurumsallaşması,
– Elektrik-elektronik
– Yapay zeka ve dijital dönüşümle uyumlu yeni mesleklerin ustalarla bütünleşmesidir.
FİİLİ HİZMETİN HUKUKİ KARŞILIK BULAMAMASI: TARİHSEL VE SİSTEMSEL BİR SORUN
1. 1964–1981 Dönemi: Meslek Liselilerin ve Çırakların Uzun Vadeli Sigorta Kapsamı Dışına Çıkarılması 17.07.1964 tarihli 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 3/II-B maddesiyle, meslek liselerinde eğitim gören öğrenciler ve çıraklar daha önce tüm sigorta kollarına tabi iken yalnızca kısa vadeli sigorta kollarına (iş kazası, meslek hastalığı, hastalık) dahiledilmiştir. Bu değişiklik işverenlerin maliyet yükünü azaltmak amacıyla yapılmış; ancak meslek liseliler ve çıraklar, sosyal güvenlik sistemine tam katılım hakkından yoksun bırakılmıştır. Kanunun öngördüğü “özel kanun” uzun yıllar çıkarılmamış, geçici genelgelerle idare edilmiştir. 2. 1977 ve 1986 Düzenlemeleri: Özel Kanunlar Geldi, Sistemsel Eşitsizlik Devam Etti 2089 sayılı (1977) ve 3308 sayılı (1986) kanunlarla çıraklık eğitimi yasal zemine oturtulmuş; ancak bu düzenlemeler meslek liseliler ve çıraklar için uzun vadeli sigorta kapsamını hâlâ dışarıda bırakmıştır. 3308 sayılı Kanun ile çırakların primleri devlet tarafından ödenmeye başlanmış olsa da bu primler yalnızca kısa vadeli sigorta kollarına yönlendirilmiştir. Böylece fiilen çalışan meslek liseliler ve çıraklar, sosyal güvenlik sisteminin temel haklarından yararlanamamıştır.
3. 1981 Düzenlemesi: Yaş Sınırı ile Kapsam Dışılık Pekiştirildi 01.04.1981 tarihinden itibaren getirilen düzenlemeyle, 18 yaşından önce yapılan sigorta girişlerinin uzun vadeli sigorta başlangıcı olarak kabul edilmeyeceği hükme bağlanmıştır. Aynı dönemde çıraklık için 18 yaşından gün almamış olma şartı bulunduğundan meslek liseliler ve çıraklar hem yaş hem de statü nedeniyle sistemin dışında kalmıştır. Bu durum ilerleyen yıllarda sosyal güvenlik sisteminde ciddi eşitsizliklere yol açmıştır.
4. 1999 ve Sonrası: Başlangıç Tarihi Temelli Eşitsizlik 1999 yılında yapılan yasal değişiklikle birlikte sigorta başlangıç tarihi sosyal güvenlik haklarının belirlenmesinde kritik hale gelmiştir. Ancak meslek liselilerin ve çırakların sigorta girişleri uzun vadeli kapsamda sayılmadığı için, sistemde hiç sigorta başlangıcı yapılmamış gibi değerlendirilmiştir. 2023 yılında yapılan düzenlemeyle 18 yaş öncesi sigorta girişleri avantajlı hale getirilmiş; ancak meslek liseli ve çıraklar bu kapsama dahil edilmediğinden sistemsel eşitsizlik daha da derinleşmiştir.
5. Borçlanma Hakkı Tanınan Diğer Statüler– Meslek Liseliler ve Çıraklar HariçSosyal güvenlik mevzuatında, geçmişte sigortalılık kapsamı dışında kalan birçok statü için borçlanma hakkı tanınmıştır. Bunlar arasında: Yurt dışında geçen hizmet süreleri Doğum sonrası yarı zamanlı çalışma Ücretsiz izinler Doktora ve uzmanlık eğitimleri Fahri asistanlık Seçim nedeniyle görevden ayrılanların açıkta geçen süreleri Kısmi süreli çalışanların eksik günleri yer almaktadır. Ancak fiilen çalıştığı belgelenmiş meslek liseliler ve çıraklar için bu hak tanınmamıştır. Bu durum sosyal güvenlik sisteminde eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır. Bu nedenle: Çıraklık döneminde geçen sürelerin borçlanılabilir hale getirilmesi, Eksik prim günlerinin isteğe bağlı tamamlanması, Ve fiilen işe başlanan tarihin sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesi hukuki bir düzeltme ihtiyacı ve kurumsal sorumluluk alanı olarak görülmektedir. Bu düzenleme yalnızca geçmişte eksik bırakılan hakların telafisi değil; aynı zamanda sosyal güvenlikte eşitliğin ve anayasal sorumluluğun yerine getirilmesi açısından da zorunludur.
6. Sorunun Kaynağı: Mevzuattaki Tarihsel Uyuşmazlıklar Aşağıdaki düzenlemeler arasındaki uyumsuzluk, bugün yaşanan sistemsel eşitsizliğin temel nedenidir:
1964: Meslek liseliler ve çıraklar uzun vadeli sigorta kapsamından çıkarıldı.
1981: 18 yaş öncesi sigorta başlangıçları geçersiz sayıldı.
1999: Başlangıç tarihi belirleyici hale geldi.
2023: 18 yaş öncesi girişler avantajlı hale geldi.
2025: Meslek liseliler ve çıraklar için yapılan sigorta girişleri, uzun vadeli sigorta kollarında hâlâ sigorta başlangıcı olarak sayılmıyor.
Bu zincirleme uyumsuzluklar, meslek liseliler ve çıraklar için sosyal güvenlik sisteminde görünmezliğe yol açmıştır. Konu, yeni bir hak arayışı değil; fiili hizmetin hukuki karşılık bulması ve sosyal güvenlik sisteminin bütünlüğünün sağlanmasıdır. Fiilen çalışmanın başladığı tarih ile sigorta başlangıç tarihinin örtüşmesi; sosyal güvenlik sisteminde eşitlik, hukuki güvenlik ve kurumsal tutarlılık açısından zorunludur. Bu nedenle ilk işe giriş tarihimizin sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesi yalnızca geçmişin telafisi değil, anayasal sorumluluğun ve sosyal devlet ilkesinin gereğidir. ILO ve Uluslararası Çerçevede Çıraklar ve Meslek Liseliler: Haklarla Donatılmış Eğitim ve ÇalışmaUluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 2023’te kabul ettiği Kaliteli Çıraklık Tavsiyesi (R208), çıraklar ve meslek liselilerin haklarını uluslararası düzeyde tanımaktadır. Tavsiye, çıraklığı yalnızca bir öğrenme süreci olarak değil; haklarla donatılmış bir çalışma biçimi olarak ele alır. Temel İlkeler; Yazılı sözleşme ile güvence Sosyal güvenlik kapsamına dahil edilme Adil ücret veya maddi destek Çalışma saatleri ve dinlenme hakkı Ayrımcılığa karşı eşitlik Etkin denetim, şeffaflık ve sosyal diyalog Uluslararası Dayanaklar Bu tavsiye, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, ILO’nun 1998 Temel Haklar Bildirgesi, 2008 Sosyal Adalet Bildirgesi ve 2019 Geleceğin Çalışma Hayatı Deklarasyonu ile uyumludur. Türkiye Açısından Önemi Geçmişte yapılan çıraklık çalışmalarının ulusal ve uluslararası standartlarla tanınması için güçlü bir dayanak sağlar.Yeni kuşakların eğitim ve çalışma süreçlerinin haklarla güvence altına alınması ve standartlaştırılması için yol haritası sunar. Uygulama ve Destek ILO ile yapılan görüşmeler ve çalıştaylarda, çıraklar ve meslek liseliler olarak haklarımızın geçerliliği ve tanınması kabul edilmiş ve bu durum ilgili resmi kurumlara bildirilmiştir. Bu çerçevede, çıraklık sistemine ilişkin düzenlemelerin geliştirilmesi, hem eğitim hem istihdam alanında uzun vadeli fayda sağlayacaktır. Avrupa Çıraklık İttifakı (EAfA) ve Türkiye’nin Konumu 2013 yılında Avrupa Birliği Komisyonu tarafından kurulan European Alliance for Apprenticeships (EAfA), Avrupa genelinde çıraklık sistemlerini güçlendirmeyi amaçlayan kapsamlı bir işbirliği platformudur. İttifak; mesleki eğitimde kaliteyi artırmayı, erişimi genişletmeyi, görünürlüğü yükseltmeyi ve çıraklık eğitiminin işgücü piyasasıyla uyumunu geliştirmeyi esas almaktadır. Bu kapsamda: Çıraklık uygulamalarının kalitesinin yükseltilmesi, Çıraklık fırsatlarına erişilebilirliğin artırılması, Çıraklık eğitiminin saygınlığının güçlendirilmesi, Mesleki öğrenmenin kayıt altına alınması ve sistem bütünlüğü sağlanması EAfA’nın temel hedefleri arasında yer almaktadır. Türkiye, 2016 yılında Kayseri’de düzenlenen bölgesel toplantı ile EAfA’ya resmî olarak dahil olmuş ve mesleki eğitimi Avrupa standartlarına uyumlu hale getirme yönünde açık bir irade ortaya koymuştur. Bu katılım, çıraklık ve meslek liseliler için daha güçlü bir mesleki eğitim ekosistemi oluşturulması hedefinin kurumsal düzeyde benimsendiğini göstermektedir.EAfA’nın yönetişim ilkeleri, yalnızca yeni politikaların uygulanmasını değil; geçmişteki ve hâlihazırdaki mesleki öğrenim süreçlerinin bütüncül bir yapıda değerlendirilmesini de öngörmektedir. Avrupa standartlarına göre çıraklık eğitimi, öğrenme-çalışma döngüsünün sosyal güvenlik sistemiyle uyumlu şekilde tanınmasını, mesleki gelişim süreçlerinin eksiksiz olarak kayıt altına alınmasını ve çıraklık deneyimlerinin işgücü piyasasına geçişte referans kabul edilmesini içerir. Bu çerçeve dikkate alındığında, Türkiye’nin ittifaka aktif katılımı son derece önemli olmakla birlikte, geçmiş dönemlerde çıraklık eğitimi almış kişilerin mesleki öğrenim süreçlerinin sistem bütünlüğü içinde tanınmaması, EAfA’nın öngördüğü “kaliteli çıraklık” anlayışıyla tam uyum gerektiren bir alanı işaret etmektedir. Avrupa’nın kabul ettiği kalite standartları; geçmiş ve mevcut tüm çıraklık uygulamalarının tanımlı, izlenebilir ve sosyal güvenlik boyutuyla tutarlı bir yapıda ele alınmasını zorunlu kılar. Türkiye’nin ittifaka dahil olması, çıraklık ve meslek liselilerin mesleki öğrenim süreçlerinin uluslararası normlarla uyumlu biçimde değerlendirilmesini temel alan bir yaklaşımın benimsendiğini göstermektedir. Dolayısıyla, çıraklık eğitiminin bütüncül tanınması ve mesleki gelişim sürecinin eksiksiz şekilde kayıt altına alınması, hem EAfA’nın genel ilkeleri hem de Türkiye’nin ittifak kapsamındaki konumuyla örtüşmektedir. Sonuç itibarıyla, Türkiye’nin EAfA’ya katılımı; çıraklık eğitiminin geliştirilmesi, mesleki eğitim kalitesinin artırılması ve meslek liselilerin güçlendirilmesi açısından stratejik öneme sahiptir. Avrupa standartlarıyla uyumlu bir çıraklık yapısı, hem mesleki eğitim sisteminin kurumsal kapasitesini yükseltecek hem de çıraklık eğitiminin ulusal düzeyde etkili, sürdürülebilir ve bütüncül bir yapıya kavuşmasını sağlayacaktır. MESLEK LİSELİLER VE ÇIRAKLARIN SOSYAL GÜVENLİK HAKLARINA İLİŞKİN ÇÖZÜM ÖNERİMİZ: Çözümün Ülkemize Katkıları- 09.09.1999’dan günümüze meslek ve çıraklık okullarında eğitim gören ve iş başında fiilen çalışarak öğrenen meslek liseliler ve çırakların isteğe bağlı borçlanmasıyla oluşacak kaynak, SGK aktüerya dengesine güçlü bir katkı sağlayacaktır.- Ankara, İstanbul, Bursa ve Gaziantep gibi büyük ticaret odaları, işverenlerin bu primleri ödemeye hazır olduklarını kamuoyuna açıklamıştır.- MEB 2024–2025 verilerine göre 1.681.100 öğrenci mesleki eğitimde öğrenim görmektedir. Bu kitlenin sisteme dahil edilmesi, sosyal güvenlik kapsamını genişletecektir.- 2026 itibarıyla isteğe bağlı borçlanma oranlarının prime esas kazancın %33’ü üzerinden ödenmesi, SGK bütçesine ciddi ve sürdürülebilir gelir sağlayacaktır.- 1986’da yürürlüğe giren 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu, mesleki eğitimde köklü bir dönüşüm yaratmış olup bugün yapılacak düzenlemeler bu sürecin tamamlayıcısı olacaktır.- İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2013–2024 arasında 713 çocuk iş başında öğrenirken, 9 çocuk MESEM kapsamında çalışırken hayatını kaybetmiştir. Bu tablo, sosyal güvenlik kapsamının genişletilmesinin aciliyetini göstermektedir. Çözüm Önerileri- 08.09.1999 öncesi için: Meslek liseliler ve çırakların SGK girişleri, isteğe bağlı borçlanma ile sigorta başlangıcı kabul edilmelidir.- 08.09.1999 sonrası için: Sigorta girişi yapılanların ilk girişleri, uzun vadeli sigorta başlangıcı sayılmalıdır.- Fiilen çalışılan ve e-Devlet kayıtlarında görülen ilk işe giriş tarihi, uzun vadeli sigorta başlangıcı olarak kabul edilmelidir.- Yatmamış primler, isteğe bağlı borçlanma yoluyla tamamlanmalıdır.- 3308 sayılı kanuna tabi meslek liseliler ve çırakların sigortaları tam kapsamlı hale getirilmelidir.- Mezuniyet sonrası oluşturulacak havuz sistemi ile prim ödemeleri isteğe bağlı hale getirilebilir. Bu sistem:- Mezuniyet sonrası katılımı esas alır.- Katılımcıların ödemelerini ortak bir havuzda toplar ve SGK’ya aktarır.- İşveren katkısı ve devlet teşviki ile sürdürülebilirliği artırır.- SGK’ya düzenli ve öngörülebilir gelir sağlar, aktüerya dengesini güçlendirir.- Uluslararası örneklerle uyumludur (Almanya Ausbildung, AB Youth Guarantee, ILO standartları). Sonuç Bu mesele yalnızca bireysel hakların korunması değil, aynı zamanda ülkemizin ekonomik ve sosyal gelişimi açısından bir beka meselesidir. Meslek liseliler ve çırakların fiili çalışmaları sigorta başlangıcı olarak kabul edilmeli, uzun vadeli sigorta kolları kapsamına alınmalı ve gelecek nesillerin aynı haksızlığa uğraması önlenmelidir. Havuz sistemi ile desteklenen bu düzenleme, hem gençlerin sosyal güvenlik güvencesini sağlayacak hem de SGK bütçesine sürdürülebilir kaynak yaratacaktır. Sendikal Görüş ve Kuşaklar Arası Destek TÜRK-İŞ; Meslek liselilerin ve çırakların eğitim sürecinde fiilen üretime katıldıkları statü, yalnızca bugünün gençlerini değil; geçmişte çıraklık yapmış ve bugün usta olmuş kuşakları da doğrudan ilgilendiren yapısal bir eksikliktir. Türkiye’nin en köklü işçi konfederasyonlarından biri olan TÜRK-İŞ tarafından bu durum açık biçimde dile getirilmiştir. TÜRK-İŞ Genel Başkanı Sayın Ergün Atalay, meslek liselilerin ve çırakların düşük ücretle, fazla mesaiyle ve yetersiz iş sağlığı koşulları altında çalıştırıldığını; sosyal güvenlik haklarının yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı ile sınırlı tutulduğunu vurgulamıştır. Meslek lisesi ve çıraklık süresince yapılan fiili çalışmanın sosyal güvenlik sisteminde görünmez kılınmasının, gençlerin geleceğini doğrudan etkileyen bir adaletsizlik olduğunu ifade etmiştir. Atalay ayrıca kendi deneyimini aktararak, “1970–1972 arasında fabrikaya yollandık, o günkü hükümet bizim çıraklığımızı sigortadan saydı; bugün neden sayılmıyor?” sözleriyle, geçmiş kuşakların da yanında olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu açıklama, meslek liselilerin ve çırakların haklarının tanınması mücadelesinin yalnızca bugünü değil, geçmişten bugüne tüm kuşakları kapsayan bir sosyal adalet sorunu olduğunu teyit etmektedir. Böylece, çözüm dosyamızda sunulan düzenleme önerileri, hem bugünün gençlerini hem de geçmişin ustalarını kapsayan bütüncül bir yaklaşım kazanmaktadır.TÜRK-İş’in bu konudaki görüşleri, çözüm dosyamızda sunulan teknik ve hukuki düzenleme önerileriyle örtüşmektedir:- Meslek liselilerin ve çırakların ücretleri insanca yaşamı sürdürebilecek seviyeye çıkarılmalı,- Sosyal güvenlik kapsamı genişletilmeli,- Meslek lisesi ve çıraklık süresince yapılan fiili hizmetler sosyal güvenlik sistemine dahil edilmeli,- İşyerleri düzenli olarak denetlenmeli,- Eğitim, üretimin önüne geçmeli; iş sağlığı ve güvenliği kültürü genç yaşta kazandırılmalıdır. Bu yaklaşım, yalnızca sendikal bir duruş değil; aynı zamanda sosyal devlet ilkesinin gereğidir. Meslek liselilerin ve çırakların haklarının güvence altına alınması, üretim gücünün korunması ve mesleki eğitimin saygınlığının artırılması açısından stratejik bir zorunluluktur. TÜRK-İŞ, gençlerin ve geçmişte çıraklık yapmış kuşakların fiilen çalıştığı halde sosyal güvenlik sisteminde yer bulamayan bu yapısal eksikliğin giderilmesi yönünde kararlılıkla mücadele etmektedir. Ergün Atalay’ın açıklamaları, meslek liseliler ve çırakların yanında olduğunu ve bu dosyada sunulan çözüm önerilerine sendikal düzeyde destek verdiğini teyit etmektedir. Çünkü gençlerin ve ustaların emeği tanınmadan, eşitlik temelinde bir gelecek inşa edilemez. Sendikal Görüş– Hak İş Konfederasyonu’na Bağlı Öz Petrol-İş Sendikası Meslek liseli ve çıraklar, üretim hattında fiilen çalıştıkları halde sosyal güvenlik sisteminde görünmez kılınmaktadır. Bu durum yalnızca bireysel değil; aynı zamanda ülkemizin sanayi altyapısını zayıflatan yapısal bir eksikliktir. Öz Petrol-İş Sendikası Genel sendikal Sayın Kudret Örgel, bu konuda yaptığı açıklamada hem kendi deneyimini hem de bugünün gençlerinin yaşadığı eşitsizliği açık biçimde ortaya koymuştur. Örgel, 1995–96 eğitim yılında meslek lisesi son sınıf öğrencisi olarak üretime katıldığı dönemde sigorta kartında “ilk işe giriş” ibaresi yer aldığını ve bu nedenle sosyalgüvenlik sistemine erken dahil olduğunu düşündüğünü belirtmiştir. Ancak yıllar sonra bu sürenin sistemde hiçbir karşılığı olmadığını öğrenmiş; bu durumun hem kendisi hem de benzer durumda olan binlerce kişi için ciddi bir hak kaybı oluşturduğunu ifade etmiştir. Bugün de meslek liseli ve çıraklar üretim hattında işçilerin açığını kapatmakta, işçi gibi emir almakta, kartla giriş yapmaktadır. Kağıt üzerinde öğrenci statüsünde görünseler de fiilen işçi gibi çalışmaktadırlar. Bu çelişki, sosyal güvenlik sisteminin gerçek çalışma ile örtüşmemesi nedeniyle teknik ve anayasal düzeyde yeniden ele alınmalıdır. Örgel’in açıklamaları, çözüm dosyamızda sunulan düzenleme önerileriyle doğrudan örtüşmektedir:- Meslek liseli ve çırakların üretime katıldıkları süreler sosyal güvenlik sisteminde görünür hale getirilmelidir.- Fiili hizmetler, sistemsel eşitsizlik yaratmayacak biçimde değerlendirilmelidir.- Ailelerin meslek liselerine yönelimi artırılmalı; nitelikli ara eleman yetiştirilmesi teşvik edilmelidir.- Sanayi sektöründe çırak ihtiyacının yabancı işçilerle değil, kendi gençlerimizle karşılanması sağlanmalıdır. Örgel ayrıca, bu eksikliğin yalnızca bireyleri değil, ülke sanayisini de olumsuz etkilediğini vurgulamıştır. Gençlerin geleceğe dair güvencesiz bırakılması, teknik donanımı yüksek nesillerin üretime katılımını engellemektedir. Bu nedenle, meslek liseli ve çırakların fiili hizmetlerinin sosyal güvenlik sisteminde tanınması, yalnızca bireysel değil; toplumsal ve ekonomik bir zorunluluktur. Sendikal Görüş– HAK-İŞ Konfederasyonu HAK-İŞ Konfederasyonu, yarım asra yaklaşan emek mücadelesiyle emeğin değerini esas alan, çalışanların hak ve menfaatlerini savunan; adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir çalışma hayatının inşasını kendine rehber edinmiştir. Çalışma hayatında her bireyin sosyal güvenliğe erişimini temel bir hak, emeği korumayı ise toplumsal bir sorumluluk olarak görmektedir. Bu nedenle dünün, bugünün ve geleceğin gençlerinin hayatına doğrudan dokunan bir konuya, yani meslek liseli ve çırakların sosyal güvence sorunlarına dikkat çekmektedir.Sayın Mahmut Arslan, meslek liseli ve çırakların üretim süreçlerinde fiilen çalışan konumunda olduklarını; ancak yasal metinlerde yalnızca eğitim sürecinin bir parçası olarak tanımlandıklarını vurgulamıştır. Bu çelişkinin sosyal güvenlik sisteminin temel ilkeleriyle örtüşmediğini belirtmiş; yapılan işin risk barındıran fiili bir çalışma olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Sayın Arslan’a göre, gençlerin üretime katıldığı bu dönem yalnızca bir eğitim süreci değil; iş kazası ve meslek hastalıkları riskini barındıran fiili bir çalışma sürecidir ve bu nedenle sosyal güvence kapsamına alınması zorunludur. HAK-İŞ Konfederasyonu, bu süreci yalnızca bir yasal yükümlülük değil; emeğe ve gençliğe duyulan saygının bir sonucu olarak görmekte, kendi bünyesindeki uygulamalarda örnek bir model ortaya koymaktadır. Konfederasyon, meslek liseli ve çırak olarak gelen gençler için hem uzun vadeli hem de kısa vadeli sigorta primlerini yatırmış, herhangi bir kesinti yapmadan tam ücret ödemesi gerçekleştirmiştir. Bugüne kadar 500’ü aşkın öğrenci için bu uygulama hayata geçirilmiş; gençlerin hakları kurumsal düzeyde güvence altına alınmıştır. Bu yaklaşım, Türkiye’de sendikal düzeyde örnek bir uygulama olarak öne çıkmaktadır. HAK-İŞ’in açıklamaları, meslek eğitimi ve çıraklık sigortası uygulamaları kapsamında sosyal güvenlik haklarının iyileştirilmesine yönelik değerlendirmeler ile çözüm dosyamızda sunulan düzenleme önerileriyle doğrudan örtüşmektedir. HAK-İŞ Konfederasyonu’nun bu yaklaşımı, yalnızca bireyin haklarını değil; sistemin sürdürülebilirliğini de gözeten bütüncül bir anlayışa dayanmaktadır. Sayın Mahmut Arslan’ın açıklamaları, meslek liseli ve çırakların yanında olduklarını ve çözüm dosyasında sunulan önerilere açık destek verdiklerini teyit etmektedir. Bu destek, sözlü beyanın ötesinde, uzun vadeli ve kısa vadeli sigorta primlerinin yatırılmasıyla somut bir uygulama olarak ortaya konmuştur.
Saygılarımızla Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyon Başkanı:
Murat Aydın
